• Onun adına üzülmek

    Etrafımızda bir çok kontrol edemediğimiz olay vardır. Karşıdakinin durumuna üzüldüğümüzde o olayla aramızda bir bağlantı kurmuş oluruz. Bilinçaltımızda bir merak duygusu belirlemeye başlar. Burada görmediğimiz enerji şudur ki, merak ile hayatımıza o olayı çekme isteği anlık bir durumda aktif olur. Üzüntüsünü paylaşmak ve onu anlamak isterken onun durumunu kopyalama ve yaşama ihtimalimiz hiç aklımıza gelmez. Bugün yaşadığınız bir olayın neden meydana geldiğini düşünürken ilk bakılması gereken maddelerden biri, o olayı yaşayan ve sevdiğiniz biri var mıydı? O kişiye bir saniyelik dahi olsa acır ve onun için bir şey yapmak yerine onun haline içten içten üzülüp onun zavallı olduğunu düşünürseniz bilin ki sisteme not gönderdiniz. “ben de bunu yaşamak istiyorum” gibi…

  • beyni tanıyalım..

    Hastalık zihinsel düzeyde gelişir. Beynin bir korkuya ve panik duruma yani tehlike adı aldındaki verilmiş bir olaya atanan tepkisel iyileştirmedir. Beynin iyileştirme olarak gördüğünü bizler hastalık olarak algılarız. Duygular beynin çalışmasına yön veren titreşimlerdir. O titreşimlerin aniden olması beynin tepkisel olarak kendini değiştirmesinin gerekliliğine dayanır. beynin karakteristik yapısı duyguya göre ideal değişimi bulmak ve buna uygun hayatı kendisine çekmeye dayanıyor. Bir örnekle anlatacak olursak, beyin korku yaşanan bir olayı daha önceden tanıyorsa ona uygun koşullanır ve böyle bir olay karşısında ne yapacağını bildiğinden kişinin sürekli bu durumu yaşamasını İSTER ! Çünkü bu durum tanıdıktır. tanımadık alan beyin için karanlıktır ve yeniden uzak durmasının sebebi de bu dur. ne yapacağını bilemediği…

  • Bilinçaltınızı Yönetin !

    Bilinçaltınızı Yönetin Bilinçaltımızın olayları değerlendirme yöntemi en basit şekliyle anladığımız yöntemi kapsıyor. En basit ve en kısa kelimeler ile yönetiliyor. Bilinçaltının asıl ana görevinin kişiyi KORUMAK olduğundan yola çıkılarak baktığımızda bilinçaltı kişinin verdiği tepkilere yüklediği SIFATlarla çerçeveliyor hayatı ve sonrasında zihinsel alan düşünce yardımıyla enerji bedenimize aktarım yapıyor. Bilinçaltında bir yorum sağlanabilmesi için mutlaka tetikleyici unsura ihtiyaç vardır. Duygu, düşünceler ve inançlar bilinçaltını tamamen yönetir ve etkiler. Kişiyi oluşturan etkenlerin başında; inançları, yorumlama düzeni ve o duruma ilave edilen his gelir. Yazımda bilinçaltı için önereceğim genel olumlamalara yer vermek istiyorum. Güvendeyim İnanıyorum Kabuldeyim Bu da geçer Geçici bu durum … duygu yüklü olayların yaşanma esnasında yukarıda paylaştığım cümleler ile bilinçaltına…

  • Beynimizi Anlamak

    Beynimizi anlamak… Bilinçaltını iyileştirebilmek adına yapılan çalışmalara başlamadan önce beynimizin nasıl çalıştığını bilinen düzeyde özetlemeye çalışayım. Beynimizin sol kısmı mantık yöneticisi olarak algılanıyor. Mantıksal işlemler burada yapılıyor. Düzenli veya kontrollü olmak, matematiksel hesaplar yapmak, plan yapmak, zamanlamaya uygun hareket gibi işlevleri yapıyor. Beynimizin sağ kısmı ise duygulara göre tepki veriyor, sanatsal çalışan yönümüzü belirliyor. Yine üretici olabilmek, yaratıcılık, dizayn, estetik, hislerin oluştuğu kısım. Beynin çalışma prensibini sağ – sol olarak ayırmış olsak da sağ beynin tepkileri solda, sol beynin tepkileri sağda belirir. Çarpraz bağlantı ile çalışır. Daha da özetleyeceke olursak, 80 milyon sinir bağlantısı ile çalışıyor, stresin etkisi ile bu bağlantılar zayıflıyor. Bazı araştırmalara göre beyin birbirinden ayrı halde sağ…

  • Burçlara göre çiçekler

    DOĞUM TARİHİNİZE GÖRE HANGİ ÇİÇEKSİNİZ? 1 Ocak – 10 Ocak tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Sarı gentiyan. Sıcak yazı simgeleyen gizemli bir çiçektir. Dağ çayırlarında yetişir. Karaktere gizem katmaktadır. İçe kapanıklık ve suskunluğun nedeni basit bir çekingenlik de olabilir. Bu simgede doğan insan inatla amaçlarına ulaşır. Soğuk havalarda sağlığına dikkat etmelidir. 11 Ocak – 20 Ocak tarihlerinde doğanlar: Çiçeğiniz: Deve dikeni. O hiç kimsenin dikkatini çekmez. Bu nedenle o sürekli kendi kendiyle uğraşır. Bu karakteri deve dikeninin gerçek kişiliğinin saklanmasına neden olur ve insanlar onun bir önemli özelliğini iyi kalpliliğini fark etmezler. O iyi bir dosttur ve ailesine düşkündür. Çok çalışkandır. Verilen bütün işleri yerine getirir. Ama çok çalışmak bir yana sağlığına dikkat edip,…

  • Yaşamayı bilmek..

    Beni büyüten bana yardım eden inançlarım var benim. Ailem sevdiklerimle örülü… ne kadar mutlu olduğum ise şartlara bağlı. Mutluluk neydi sahiden, isteklerimin olması mı ? isteklerle mi sınırlıyorduk? Dediğim olmadıysa öfkeliyim, beklediğim gelmediyse ben değersizim filan… kalıpları koydum kendi sınırlarımı çizdim. Bir inancı ötekine bağladım. Bir olayı diğerinin armağanı olarak seçtim. Değer vermeyi de feda-karlık bildim. İsteklerim oldu, beklediğim geldi. Hala bir şeyler bir yerlerde eksik… öyleyse ben yaşamayı bilmiyor muyum? Peki ne istiyorum hayattan. Daha fazla para ? daha fazla sevenim olmasını mı? Sevdiklerini sosyal ağlardaki beğeni sayısından mı takip ediyorum? Değilse nasıl ? Sevdiğimden emin olurum da, nereden biliyorum yeteri kadar sevildiğimi, ya da istediğim kadar sevdiğini? Ona…

  • Olumlu yorum – Sağlıklı beden

    Hayatı yorumlama şekli herkeste farklıdır. Odaklanma sağlandığında ard ardına ilerleyen düşüncelerin bir çoğundan haberdar olmuyoruz. İnançlarımızla destekleriz düşünme sistemimizi. İnançlarımız bizi tam anlamıyla yönlendirir. Düşünmek eylemi tam olarak bir konu üzerinde her anlamda ona yargısızca bakıldığında faydalıdır. İlk olarak birey kendi kişisel yorumunu göz önüne alır, ardından da yaşadığı örnekleri ekler üzerine. Birden çok benzer olay beyinde aynı klasörde saklanır. Ön görme bu benzetme ile sağlanır. “ben biliyordum” veya “belliydi” gibi ifadelerle olayın arkasından yorumlar yapılır. Bunun nedeni  benzer olayların benzer olayları çektiği gibi sonlarının da benzeri oluşturuyor olmasıdır. Düşünceler ile dünyamızı yaratırız. Bedenimizde biriken duygular düşünceler ve koruma iç güdüsü ile hastalık meydana gelir. Peki duygularımız ne kadar sıklıktaki…

  • Sevgi Bağımlılığı

    Bir gün adamın biri zamanının Sufi üstadlarından birini ziyarete gelmiş ve ona şu soruyu sormuş: “Ön yargılarımdan ve bağımlılıklarımdan nasıl kurtulabilirim?” Üstad ona cevap vermek yerine ayağa kalkmış ve yakında bulunan bir sütuna kollarını dolayarak bağırmaya başlamış: “Beni bu sütundan kurtarın!!! … Adam şaşkınlıkla bakarak, Üstadın deli olduğunu düşünmüş ve ona şöyle demiş: Neden böyle yapıyorsun? Ben senin akıllı birisi olduğunu düşünerek ruhsal bir soru sormaya geldim. Ama görüyorum ki sen delinin tekisin, sütunu sen tutuyorsun, sütun seni tutmuyor! Bırak gitsin!” Üstad sütunu bırakmış ve şöyle demiş: “Bu söylediğini gerçekten derinlemesine anlayabilirsen, kendi cevabını vermiş olacaksın. Bağımlılıkların seni tutmuyor, sen onları tutuyorsun! Bırak gitsin!” Kendini değiştirmeli insan..Yaşananlara bakış açısını değiştirmeli.. Özeleştiri…

  • EGOM ve BEN – kendini görmek

    Birlik ve bütünlüğe giden yolda bildiğimiz hemen hemen tek şey, zihin, ruh ve beden üçlüsünün birleşmesi gerektiğidir. Egosu olmayan yoktur hatta ego birçok noktada faydalıdır da. Ego, hırs ile birleştiğinde başarıya gidilir, tırmanmayı o sağlar. Egomuzu kabul etmek ve olduğu her haliyle anlamak ancak bizi sükûnete kavuşturur, yok saymak değil. Ben egosuz biriyim! Yanılgısı oldukça karmaşık duygulara yol açacaktır. Ben dediğimde bilirim ki ben maskelerinden biri çalışıyordur. Hayat deneyimlerim, kaybedişlerim, kazançlarım beni oluşturur. Her kazanmada yeni bir ben meydana gelir zihnimde. Yeni bir imaj çizilir. Her öfkede yeni bir renk eklenir bedenime. Enerji alanım yeniden yapılanır. Yaydığım alan yenilenir, yeni bir ben doğar, iç içe geçirilmiş matruşka bebekler gibiyimdir aslında…

  • Zıtlıklar ve seçenekler…

    Her şey zıtlığı ile varolur, gerçekleşir. Ve dolayısıyla hastalık – şifayı barındırır, karanlık aydınlığı, mutsuzluk mutluluğu, kötü iyiyi, sevgi nefreti.. her şeyde zıtlık kuramı gerçektir ve iç içedir. Aslına bakıldığında yin ve yang sembolündeki dişil – eril enerjilerde de anlatılan tam olarak budur diye düşünürüm. Mesela çok istediğimiz bir şeyin tam tersini hayatımıza çekeriz. Sağlığa odaklandığımızda birden aksini deneyimleriz veya evliliğe odaklandığımızda ayrılığı deneyimleriz. İçinde duygu barındıran ifadelerimiz bizim çekim alanımıza dâhil olurlar. Korktuğumuz başımıza gelir, böyle olacağı hiç aklıma gelmezdi şeklinde ifadeler kullanırız. Odak noktamızı nereye çevirirsek onu yaşarız. Zihin alanı kendimizi görmek ve anlamak için tasarlanmıştır adeta. Şamanik öğretilere baktığımızda ben olmadan bir olunmadığı, hatta birin sadece teklikten…

Open chat