Özgüven ve ben…

ÖZGÜVENİ GELİŞTİRME YOLLARI VE BİLMEDİKLERİNİZ…

Doğru ve yanlışlar bulunduğumuz topluma göre şekillenirler farklı kültürlerdeki doğrular farklıdır. Bulunduğumuz coğrafyadaki doğruları daha hayata atılmadan çocukluk döneminde öğreniriz. Örnek aldığımız büyüklerimiz vardır. Onlardan öğreniriz. Önemli sayılan bir diğer nokta ise örnek aldığımız rol modelimizin bize olan tavrıdır. Şayet güven duyduğunu bilirsek biz de hayata güvenerek ilerleriz. Hayata daha sıkı sarılırız; kendimizi anlar ve ilerleriz. Düşsek de kolay toparlarız. Rol aldığımız kişinin bizden uzak durması takdir etmemesi de bizim özgüvenimizi etkileyen bir unsurdur.  Özgüvenin ne olduğuna bakacak olursak, kendimizle olan iletişimimizdir. Kendi kendimize ne kadar az tartıştığımız ne kadar çok kendimize destek olduğumuzdur. İnsanın kendisine olan inancının üzerinde hiç şeyin olmadığı gibi, kendisine zarar veren kişinin; verdiği zararı da dışarıdan ona hiç kimse veremez.

Özgüvenimin yüksek olduğunu nasıl anlarım?

Kararlarımı kolay alıp uygulayabiliyor muyum? Yoksa kararlarımı alırken başkası ne der diye mi düşünüyorum ve destek mi bekliyorum. Belli bir yolda ilerlerken insanların bana destek olup olmamasını önemsiyor muyum? Hatta rotamı başkasına göre mi ayarlıyorum. Yola çıkmadan daha korkuya mı teslim oluyorum?

Tek başıma kalmaktan hoşlanıyor muyum? Tek başıma yaptığım ne var ?

Yalnız kalmaktan keyif alıyor muyum ?

Hayallerimle aynı çizgide yürüyor muyum? Yoksa hayallerime nasılsa ulaşamayacağım diye yola çıkmaktan bile korkuyor muyum?

Ne olduğumu biliyor muyum? Kim olarak devam etmek istiyorum hayata?

Kendimi seviyor ve merhamet gösteriyor muyum? Bizler çoğu zaman başkalarına daha anlayışlı oluruz. Biri bize yalan söylediğinde, onu haklı bulmak için bin bir türlü yol buluruz. Onu savunuruz. Yalanı affetmek için ilerleme yöntemimiz bile farklıdır. Kendimiz yalan söylediğimizde ise başlarız kendimizi yargılamaya, eleştiriler hiç susmaz. Takılı kalırız o noktada. Bir adım ileri gitmeyiz. O olayı yaşayan arkadaşımız unutmuş bile olsa, kendimizi yerden yere vurmaya devam ederiz. Bana hiç yakışmadı, olmamalıydı gibi affetmeyi bilmeyen hallere bürünürüz. Oysa bilinçaltımız bu olayı sonlandırmak için son noktayı bekliyordur. Yani şu şekilde yaklaşmayı;

Evet hata yaptım, yalan söyledim. Bu durumu anladım. Neden söylediğimi de farkettim. Korku ile yaptım. Doğruyu söylersem zarar göreceğime inandım. Peki doğru söylediğimde zarar gördüğüm bir olay yaşadım mı daha önce? Nereden bunun böyle olacağını tahmin ediyorum ben? Hangi durum sonucunda böyle bir karar almış olabilirim. Gibi soruların yanıtlarını düşünerek sonuca gidilirse, daha kalıcı çözüm elde edileceğine şahit olmuşluğum vardır.

Daha önce ne yaşamış olursak olalım, tecrübedir hepsi. Önemsizleştirerek de özgüveni artırabiliriz. Önemsiz görürsek geçmişte yaşanılan olayın etkisi de azalacaktır. Bugün hala beni derinden yaralıyor halde olmayacaktır. Önemsizleştirerek veya adını talihsizlikten öteye tecrübeye “olması gereken oldu ve bitti” dememiz o dakikada takılı kalmış olan bilinçaltımızın adım atmasını sağlayacak ve o durum tehlikeli sinyalini en aza indirgeyeceğinden sağlığımızı da rahata kavuşturacaktır. O olayı etkisizleştirmek ve canımızı yakma derecesini en aza indirmek için enerjiyi dökmek de faydalı olacaktır. Bunu yazı ile yapabiliriz. Yazı ile enerji formu değişerek auramızdan uzaklaşarak şifalanmaya yol açacaktır.

Kendime inanıyor muyum? Kendime olan inancımı nerede nasıl bıraktım? Bu soruların yanıtlarını biliyorsanız işimiz kolaylaşıyor. O sahnelerde çalışarak bilinçaltını etkiliyor ve yine etkisini azaltıyoruz.

Tıkanıklık yaratan olaylardan özgürleşiyoruz. Hak etmediğimizi düşündüğümüz her ne varsa dağılmaya başlıyor. Kendime inanıp inanmadığımı nereden biliyorum nasıl test ediyorum kendimi peki? Kendine söz geçirmeye başladığında. Bir karar aldığında hemen vazgeçiyor musun? Yoksa onu uygulamak kolay ve keyifli geliyor mu? Onu kendiniz için mi aldınız? Başkası için mi? Kendimize olan saygımızda bu noktada artıyor tabi ki. Sevgimiz de tetikleniyor.

Özgüvenimizi geliştirebilmemiz için son bir önerim daha var ve çok etkilidir. İç sesimiz bizi sabote eder haldedir. Onu yapamazsın, bu yasak, öteki yanlış gibi eleştirel bir yan. Sürekli bizi korumakla görevli ve yeniliklere karşı duran yanımızı seslendiren iç ses. O sesi her işittiğimizde ona yanıt vererek ilerlemek. İlk başlarda zor gibi görünse de çok eğlenceli bir hale getirebilir, kendinizle barışabilir hatta kendinizi aşabilirsiniz. Kendimizi ve sınırlarımızı aştığımız bir dünya kurma dileğiyle..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Open chat