Zıtlıklar ve seçenekler…

Her şey zıtlığı ile varolur, gerçekleşir. Ve dolayısıyla hastalık – şifayı barındırır, karanlık aydınlığı, mutsuzluk mutluluğu, kötü iyiyi, sevgi nefreti.. her şeyde zıtlık kuramı gerçektir ve iç içedir. Aslına bakıldığında yin ve yang sembolündeki dişil – eril enerjilerde de anlatılan tam olarak budur diye düşünürüm.

Mesela çok istediğimiz bir şeyin tam tersini hayatımıza çekeriz. Sağlığa odaklandığımızda birden aksini deneyimleriz veya evliliğe odaklandığımızda ayrılığı deneyimleriz. İçinde duygu barındıran ifadelerimiz bizim çekim alanımıza dâhil olurlar. Korktuğumuz başımıza gelir, böyle olacağı hiç aklıma gelmezdi şeklinde ifadeler kullanırız. Odak noktamızı nereye çevirirsek onu yaşarız. Zihin alanı kendimizi görmek ve anlamak için tasarlanmıştır adeta.

Şamanik öğretilere baktığımızda ben olmadan bir olunmadığı, hatta birin sadece teklikten oluştuğu savunuluyor. Ben dediğin zaman taktığın maskelerden bahsediyorsun; Alıştığın bedensel takıntılardan, içselleştirdiğin zihin yaşamından. Beş duyunun ötesine gitmediğinde ancak oluşturulan hayalin içinde kalırsın. Bu hayal dünyaya aittir. Sen sadece beden olmayı deneyimlersin, zenginlik takıntısı, ölüm korkusu ancak zihinsel gerçeklikte yaşayabilmektedir. İç dünyasına ulaşabilenler korkudan arınmış olanlardır. Korkusunun sınırlarını farkeder ve yalnızca GÖRÜR. İZLEYİCİ, olmak anda olmaktır. Sadece varolmak. Eleştirisizce yorumsuzca. Varoluş reddi sevmez, kabul ettiğin zaman yaşadıklarını göreceksin hayatın kolaylaşacak…

Küçük bir anımı paylaşmak istiyorum bu konuyla ilgili. Kura çekilmesi gerekiyordu, atamalar vardı o dönem. Kimin hangi okula atanacağı konusunda heyecanlı bekleyiş vardı. Büyük bir toplantı salonunda ismimin okunmasını bekliyordum. Birden irkildim ve kendime dedim ki, korkma en güzel sonuç gelecek.. isimler okundu bitti ve listede adım yoktu! Kalbime baktım, kendimi kandırmış mıydım? Nasıl bu denli inanıyordum henüz yapılmamış olan kuranın bana çıkacağına? Sadece nefes aldım, var dedim benim ismim de var sabret yalnızca. Birkaç dakika geçti, salonu boşaltın demelerini beklerken; yedeklerden birinin iptal ettiğini öğrenip, asıl için yeniden kura çekileceği açıklandı ve kim çıktı bilin bakalım. Elbette benim ismim okundu. Ayağa kalktım kendimden emin bir şekilde gidip zarfı aldım, gittiğim okula vermem gereken zarftı o. Yine içsel anlamda bir değişme olmamış. Mutluluk kaplamıştı içimi ama nasıl oluyor da ben kendimden bu denli emin olarak orada geçen birkaç dakikayı sakince atlatmıştım? Heyecansız. Kendinden emin. Sonuca ulaşmak evet büyük keyifti. En güzel yanı ise deneyimin beni kendi içimdeki ÖZ ile buluştuğu gerçeği idi. Mükemmel bir huzurdu. Sakinlikte saklanıyordu, ses olan yerde o yoktu. Sessizliği seviyordu, huzuru da. Zihnin yorum yapmasını sevmiyordu, ön yargıyı da. Olanı olduğu her haliyle görüp kabul edip yürümeyi seviyor. Çoklu seçenekler içerisinden kişinin seçim yapma özgürlüğü…

Kendi seçimlerimizin seçeneklerini çokluk özgürlüğünde ve seçim özgürlüğünde buluşalım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir